Emperyalizm, nebati ve margarin yağ satmak için akla hayale gelmeyecek sinsi planlarla Türk tarımını değiştirdi.

İŞTE TÜRKİYE’DE ZEYTİN
DÜŞMANLIĞININ 75 YILLIK TARİHİ…
Türkiye’nin fazla zeytin ve zeytinyağı üretmemesi için gizli anlaşmalar yapıldı..
Zeytinyağını kötülemek için özel türkü bestelendi, devlet radyosundan sürekli yayınlandı..
Nebati ve margarin yağ tüketimi için seferberlik yapıldı, sağlıklı diye halk kandırıldı..

Gazetemizin geçen haftaki manşetiydi.
“Zeytinlere kıymayın”
İbrahim Irmak, Ödemiş’teki asırlık zeytin ağaçlarının nasıl katledildiğini belgelemişti..
İçim sızlayarak okudum..
Bu ülkede 75 yıldır zeytine kıyılıyor..
Göz göre göre asırlık ağaçlar katlediliyor..
Oysa zeytin sağlık demek..
Zeytin bereket demek..
Zeytin uzun ömür demek..
Peki tüm bunlara rağmen neden bu ülke zeytinin değerini bilmiyor?..
Bunun nedeni eskilere dayanıyor..
1940lı yılların sonlarına..
İsterseniz şimdi gelin, ülkemizde zeytinin son 75 yıllık tarihine kısa bir göz atalım..

CUMHURİYETİN ZEYTİN SEFERBERLİĞİ..

Osmanlı’nın zeytin politikası yoktu..
Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte Türkiye’de zeytin kültürü yaygınlaşmaya başladı.
Bu artık bir devlet politikasıydı..
Yüzbinlerce zeytin ağacı dikildi.
Genç ziraat mühendisleri İtalya’ya zeytincilik eğitimine gönderildi..
Yalova’da başlayan seferberlik, Marmara, Ege ve tüm Akdeniz’e yayıldı..
İzmir Bornova’da Zeytincilik Araştırma Enstitüsü kuruldu..
Bilimsel çalışmalar yapıldı..
Ardından 3573 sayılı “Özel Zeytin Kanunu” çıkarıldı..
Üretim arttırıldı..
Cumhuriyet zeytine hak ettiği değeri veriyordu..
1940 yılında Türkiye’nin dünyaya ihraç ettiği en büyük 3 kalemden biri zeytin ve zeytinyağıydı..

EMPERYALİZM ZEYTİNE KARŞI..

Ancak, Cumhuriyetin zeytin seferberliği kısa sürdü..
1948 yılında Amerika ile imzalanan Marshall yardımı, sonun başlangıcı oldu..
Amerika dünyanın en büyük mısır üreticisiydi..
Aynı zamanda dünyanın en fazla soya yağı üreten ülkesi de..
Marshall anlaşmasına göre Türkiye her yıl Amerika’dan binlerce ton mısır ve soya yağı almak zorundaydı..
Bunun için de zeytin ve zeytin yağı üretimi azaltılmalıydı..
Demokrat Parti iktidarıyla birlikte devletin zeytin politikası rafa kalktı..
Amerika, Türkiye’nin zeytinyağı ihracatını yılda 10 bin tonla sınırladı..
Eğer zeytinyağı ihracatı 10 bin tonu aşarsa; Türkiye ABD’den aynı miktarda nebati yağ satın almak zorundaydı..
Çünkü Amerika nebati yağlarının satışının azalmasını istemiyordu..
Bunun üzerine yüzbinlerce zeytin ağacı kesildi, söküldü..
Zeytinlik alanlar imara açıldı..
Sağlıksız olmasına ragmen halka mısır, soya ve margarin yağı empoze edildi..

ZEYTİNE KARŞI MARGARİN YAĞ HAMLESİ

Amerikan emperyalizmi daha çok nebati ve margarin yağı satmak için Demokrat Parti iktidarına her türlü dayatmayı yaptı..
Türk insanı zeytin yağından soğutulup, mısır ve margarin yağa alışmalıydı..
Sinsi planlar yapıldı..
Zeytinyağı fazla ısınırsa, kanserojen olur yalanı ürettiler..
Yemeklerde zeytinyağı zararlı dediler..
Zeytinyağı ile asla kızartma yapmayın dediler..
Bu antizeytin kampanyası yapılırken, 5 Ocak 1953’te Bakırköy’de ilk yabancı margarin yağ fabrikası kuruldu..
Bizzat Amerika’nın katkılarıyla kurulan ve çok uluslu bir şirkete ait olan bu fabrikayı dönemin cumhurbaşkanı Celal Bayar açtı..
Haftada 70 ton margarin yağ üretildi ve sadece iç piyasada tüketildi..
Türk halkını sağlıksız margarin yağla tanıştıranlar gazetelere tam sayfa ilanlar verdi..
Ünlü sanatçılar ilanlarda margarin yağı övdü..
Artık ülkede “Zeytine hayır, mısır yağı ve margarine evet” seferberliği vardı..

“ZEYTİNYAĞLI YİYEMEM AMAN”

Emperyalizm ülkedeki zeytin kültürünü bitirmeye kararlıydı…
Margarin Fabrikası kurulduktan bir süre sonra radyolarda sık sık bir türkü çalmaya başladı.
“Zeytinyağlı yiyemem aman,
Basma da fistan giyemem aman.
Senin gibi cahile
Ben efendim diyemem aman”
Bu türkü sipariş üzerine bestelenmişti..
2 Kasım 1954 tarihinde Muzaffer Sarısözen tarafından derlenmişti..
Radyoda Türk Halk Müziği Repertuar numarası 1133’tü..

(İsteyenler bu adresten dinleyebilir; http://www.youtube.com/watch?v=ZlSZU...e_gdata_player )

Türkünün zamanlaması ve sözleri çok ilginçti..
Zeytinyağını kötülüyor ve cumhuriyetin “milletin efendisi” dediği köylüye, “Senin gibi cahile ben efendim” diyemem diyordu..
Üstelik halkı basma ve fistandan da soğutan bir türküydü..
Oysa cumhuriyet döneminde kurulan Nazilli Basma Fabrikasının ürünlerini Türk halkı çok sevmişti..

SÜT YERİNE SÜT TOZU..

Amerika emperyalizmi sadece yağa değil, süte de el attı..
Türkiye’yi tarım ve hayvancılıktan uzaklaştırmak asıl hedefti
Cumhuriyetle üretime geçen Türkiye’nin kendilerine bağlı bir tüketici olması gerekiyordu..
Marshall yardımıyle binlerce ton süt tozu verdiler..
Sağlıksız bu ürünleri ilkokullarda çocuklara içirdiler..
Ülkenin süt üretiminin önünü kestiler..
Pamuk, buydağ, tütün üretimine kısıtlamalar getirdiler..
Artık Türk tarımını yöneten Amerika olmuştu..

SAĞLIKSIZ NESİLLER DÖNEMİ..

Emperyalizmin zeytin yerine sağlıksız nebati ve marmarin yağ dayatması kısa sürede etkisini gösterdi..
1960lı yıllardan itibaren ülkede damar ve kalp hastalıklarında patlama oldu..
Ege’de sadece zeytinyağı tüketilen Avyalık ve bir kaç belde dışında her ilde, her ilçe de kapten ölenler arttı..
Emperyalizm ve onun yerli işbirlikcileri ceplerini doldurmak için insanların ölmesine bile neden oldu..

EMPERYALİZM BUGÜN DE DEVAM EDİYOR

Amerika’nın Marshall yardımıyla ülkeye soktuğu zeytin düşmanlığı Demokrat Parti’den sonraki iktidarlarla da devam etti..
Süleyman Demirel ve tüm sağ iktidarlar Menderes’in ABD dayatmalı tarım politikasını aynen uyguladı..
Askeri darbeler dönemlerinde de bu politika hep geçerli oldu..
80 öncesi bir tek Ecevit bu politikaya karşı çıktı, onu da margarin yağını piyasadan çekerek devirdiler..
Çünkü, Türk halkını margarine bağımlı hale getirmişlerdi..
Bugünkü AKP iktidarı da aynı yolda..
Zaten sık sık “Menderes’in izindeyiz” diyorlar..
Bunu demek, “Amerika’nın Türkiye’deki tarım politikasına bağlıyız” demekle eşdeğerdir..
Zaten 14 yıllık uygulamaları bunun kanıtı..
Amerika isteyecek, daha çok zeytin kesecekler, daha çok zeytinlik alanları imara açacaklar..

ZEYTİNİ SAVUNMAK YURTSEVERLİKTİR

Bugün bu topraklarda Amerika’nın tarım politikası aynen devam ediyor..
O nedenle zeytine sahip çıkmak yurtseverliktir..
Zeytini savunmak emperyalizme karşı çıkmaktır..
Zeytini savunmak, toprağı, tarımı, bağımsızlığı savunmaktır..
Hangi partiden, hangi görüşten olursanız olun..
İster müslüman, ister hristiyan, ister ateist, ister putperest olun..
Bu vatanı, bu toprağı seviyorsanız;
Çocuklarınız, torunlarınızın sağlıklı olmasını istiyorsanız..
Gelecek kuşaklara güzel bir ülke bırakmayı arzuluyorsanız..
Zeytine sahip çıkın..
Çünkü zeytin, berekettir, sağlıktır, barıştır..
Zeytin özgürlüktür..